Ziyaretçi Köşesi

Ziyaretçi Köşemize yazın

 
 
 
 
 
 
 
* ile işaretli alanlar zorunludur
Güvenlik nedeniyle IP adresiniz kaydedilecektir : 52.203.18.65.
Eposta adresiniz ve IP adresiniz yayınlanmayacaktır.
Teşekkür ederiz.
N. Şükrü AYDIN N. Şükrü AYDIN - İzmir - Ekim 20, 2021 at 1:23 am:
"HASRETİN ÇOCUKLARI" Firdevs TUNCAY Hanım, Merhaba.. Öncelikle "Hasretin Çocukları" adlı kitabınızı gönderme lütfunda bulunduğunuz için çok teşekkür ediyorum. İnanınız, kitabınız her gün elimin altında ve bazı bölümlerini de tekrar tekrar okudum. . "Hasretin Çocukları"ında yer alan anılara öyle aşinayım ki... Göç öncesi ve sonrası yaşananlara ait anılar birbirine o kadar çok benziyor ki... Hatta içlerinden bazıları, anneannemin Drama'dan komşuları bile olabilir. Lokman Hekim Muharrem Efendi'yi Kavala'dan tanır gibi oldum. Sonra gemilere tıka basa bindirilip İzmir'e taşınan mübadil yakınlarımın yaşadıklarını düşündüm. "Hasretin Çocukları"ndan biri olarak duygularımı izahta zorlandığımı belirtmek isterim. Ümmet VARDAR ve yakınlarının "Ayyıldızlı Bayrağa" olan yolculuğu sırasında neler yaşadıklarını anlıyor ve içimde duyuyorum. Hani o Rumeli hanımefendisi nezaketinizle şahsıma hitaben "Atalardan toprağım" diyorsunuz ya, "Hasretin Çocukları"nı okurken işte ben de o "Ata toprağı"nın kokusunu kitabınızı okurken duydum. Ata topraklarından kopuşun sonrasında, Ayyıldızlı bayrağa kavuşmanın heyecanını yaşayan bir ailenin çocuğuyum. "Hasretin Çocukları"nda Rumeli'yi terketmenin acısı ile birlikte geldiği topraklarda yaşadıkları sıkıntılar yansıtılmış. Dahası var..! Veysel Ağa'nın esaretini okurken Ahmet Dedem'in Selânik'teki esaret anılarını tekrar dinler gibi oldum. "Kalbim Rumeli'de Kaldı" ile yetinmeyip, "Suyun Ötesine" dönenlerin de duygularını "Kalbim Anadolu'da Kaldı" da aynı yürek yangınıyla dile getirilmiş. Görüyoruz ki her Rumeli göçmeni, kalbinde taşıdığı "yitirilmiş toprakların" acısı hiç dinmeyecek ve unutulacaktır. Bu birbinden değerli üç kitabınız, kalıcı belgeler niteliğinde olup, Balkan Kültürü ve edebiyatında en seçkin yerini almıştır. Gerçek kişilerle yaptığınız görüşmeleri, leziz bir anlatımla kayda almışsınız. Yeni yayına giren "Hasretin Çocukları" nı baştan sona zevkle, duygu yoğunluğu içinde okudum. Tek kelimeyle diğerleri gibi mükemmel bir çalışma olmuş. Kutluyor, başarılı çalışmalarınızın artarak sürmesini diliyorum. Saygılarımla. N. Şükrü AYDIN
San Kaya San Kaya - İzmir - Haziran 28, 2021 at 6:57 pm:
Sayın Firdevs Tuncay, üç kitabınızı 25 gün içerisinde sona erdirdim . Sizinle 2 Haziran 2021 Çarşamba günü tanışmak beni çok memnun etti . Zaten siz her şeyden önce bir öğretmensiniz . İlk kitabınızı okurken masalsı ve akıcı anlatımınız okumamı hızlandırdı . Her şeyden önce şunu belirtmek isterim ki kitaplarınız, okumakta olduğum diğer kitapların en başında yer aldılar . İlk kitabınızda anne ve baba tarafınızı anlatıyorsunuz . Başka aileler de yer almış . Örneğin en sonda Hitay ailesi . Duygularınızı üç kitabınız da güzel bir şekilde yansıtıyor . Her şey yolunda giderken ortaya çıkan çetelere, gemi ile göç sırasında suya atılan cesetlere de yer vermişsiniz . Tüm bunlar hayatın acımasızlığını gösteriyor . Zaten her öykünün sonunda anlatan kişi ona olayları aktaran büyüğünün nasıl geldiği yeri aradığını söylüyor . Anlatımınız, basit, saf, sevgi ve saygı dolu . Tamamen olgun ve anlaşılır bir şekilde yazılmış . İkinci kitabınız olan "Kalbim Anadolu'da Kaldı" da ise araştırmalar sonucu Türkleri seven Rumlar ile öyküler yazmışsınız . Bunların hepsi gerçek öyküler . Bu bir başarıdır . Azası olduğum Masonluktan bilirim ki böyle çalışmalar zaman ve sabır ister . Üçüncü kitabınızda ilk bölüm olan "Makedonya"'da oradan Anadolu'ya göç edenleri anlatıyorsunuz . Üç kitabınızda da anlatımınız akıcı . Demek istediğim, üç kitabınızı da bir takım olarak alınca ve okumaya başlayınca, okuyup bitirmeyi ve izlenimlerimi yazmayı bir amaç edindim . Anlatımınız üç kitapta da sizi başkalarına gülümseyen, acılarını paylaşan bir kişi olarak yansıtıyor . Son kitabınızın ikinci bölümünde ise Efes Müzesi'ni torununuz Demir Diego'ya öğretici olarak gezdiriyorsunuz . Rahatlıkla diyebilirim ki "Hasretin Çocukları" kitabınızın arka kapağında olan yapıtın Eros olduğunu sayenizde öğrendim . Sizi tebrik ederim .
Ahmet NART Ahmet NART - İzmir - Haziran 15, 2021 at 3:53 am:
Değerli Firdevs Hocam , Kalbim Anadoluda Kaldı kitabınızı bitirdim , izlenimlerimi sunmak isterim. Kitabınızı öyle güzel ve rahat bir şekilde okudum ki anlatamam. Anlatımınız ve hikayelerdeki sadelik ve içtenlik ,insana büyük bir haz veriyor. Tabii okuyan kişi olarak kendim de bir muhacir çocuğu olduğumdan bu hazzı daha kuvvetli duyduğumu belirtmeliyim. Değerli Hocam , sevgili Firdevs Ablacığım , kitabınızı okurken , kalbi Anadolumuzda kalan rum dostlarımızın hikayelerini sanki kendi evimin balkonunda onlarla sohbet ediyormuş gibi hissettim. Öncelikle bu yönden başarınızı tebrik ediyorum. Kitabınızda vurgulanan en önemli olaylardan biri de 6-7 eylül 1955 olayları. Bence bu tarihi utanç verici olayları çok dikkatle irdelemek gerekiyor.Zamanın Menderes Hükümetinin büyük hataları sonucunda her iki toplum da büyük yaralar almış. Belki de iktidarda bulunan kişiler ,gericiliğe ve yobazlığa taviz vermemiş olsaydı bu olaylar yaşanmazdı. Bu harika kitabınız, bir önceki kitabınızda olduğu gibi bize şunu çok iyi hatırlatıyor. Aslında Egenin her iki yakasında yaşayan halklar birbirine dosttur , araya nifak sokup insanları yıkıma uğratan şey , cehalet ve yobazlıktır. Değerli Hocam bu arada şunu da belirtmeliyim , bu kitabınız , bir öncekine göre daha iltimaslı olmuş.Bunun sebebi de herhalde , hem tecrübenizin artması hem de araştırmalarınızın daha genişlemesi olsa gerek. Değerli Hocam , kitabınız hakkında fazla söze gerek görmeden şunu söylemekle yetineceğim. Her türlü övgüye değer , olağanüstü güzel bir eser yaratmışsınız, tebriklerimi ve teşekkürlerimi sunuyorum. Değerli hocam , Egenin her iki yakasında yaşayan halkların karşılaştığı bu yıkımlar hakkında , izninizle içimde kalan bir kaç cümle paylaşmak istiyorum. İzmirin 15 mayıs 1919 da işgali sırasında ve devamında , Yunan ordusu tarafından , Türk subaylarının , Türk askerlerinin ve vatandaşlarının zito venizelos demedikleri için vahşice katledilmeleri, ve yine Yunan ordusunun , kral 1. konstantin in kardeşi olan prens andrea ( ki bu andrea denilen zalim , dünya emperyalizminin baş aktörlerinden kraliçe 2.Elizabeth in kayınpederidir) komutasındaki vahşet taburlarının , Ege Bölgemizin değişik il, ilçe ve köylerinde insan aklının alamayacağı derecede vahşet sergileyen katliamları Milletimiz tarafından nasıl ve ne zaman unutulabilir bilemiyorum. Sevgili Firdevs Hocam , elinize ve yüreğinize sağlık , tekrar tebrik ve teşekkürlerimi sunuyor, sevgi ve saygılarımı iletiyorum , sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.
Ahmet NART Ahmet NART - İzmir - Mayıs 8, 2021 at 3:14 am:
Sevgili Firdevs Hocam , ilk kitabınız KALBİM RUMELİDE KALDI yı okudum.Elinize ve yüreğinize sağlık. Çocukluğumuzda Annemizden, Babamızdan ve ninelerimizden duyduğumuz yaşanmış olaylar aynen gözümüzün önüne geldi.Çok teşekkür ediyorum. Birinci hikaye bana çok tanıdık zaten. Anneannemin karşı komşusu Vesile teyzelerin hikayesi. Zehra, Zerrin, Faruk ile tabii ki de sizi o zamandan tanıyorum. İskeçe hikayesi de sizin ailenizin hikayesi, çok güzel ve duygu yüklü. Tüm hikayeleriniz de aynı derecede güzeldi.Bu arada ben de bizim ailemizin hikayesi hakkında kısa bir özet vermek isterim. Babamın babası Mustafa Dedem , Kavalada Babaannemi at sırtında kaçırarak evlenmiş. O devirde Babaannem çok varlıklı bir ailenin kızıymış. Şimdiki aşiret reisleri gibi. Dedemin hakkında sadece şunu öğrenebilmiştik , çok gözüpek ve yiğit biriymiş. Çok zengin ve geniş bir ailenin kızını kaçırmak , her yiğidin yapabileceği iş olmasa gerek. Dedem evlendikten sonra , amcam ve babam dünyaya gelmiş. Amcam 4 yaşında , babam da 1 yaşında iken , dedem savaşa gitmiş ve şehit olmuş. Kısa bir süre sonra , Kavalada yunan katliamları başlamış. Babaannem , komşularına kadar yaklaşan katliamdan gece vakti kaçarak buralara gelmişler. Önce Çeşme ilçesine yerleştirilmiş , ancak orada tütün olmaz diye Kaymakamdan habersiz Ödemişe gelip yerleşmişler. Sevgili Hocam işte bizim hikayenin özeti de bu. Aslında tabii muhacir ve mübadele hikayeleri , kader ortaklığı olduğundan bir birine benzerler.Sevgili Hocam son olarak , izninizle bu konuda bir iki görüşümü iletmek istiyorum. Bence toplumların bu acıları çekmesinde en büyük neden savaşlardır. Savaş nefsi müdafa haricinde cinayet olup, insanlığı her bakımdan yıkıma uğratan bir olaydır. Savaşların da kökeninde yatan sorun cehalettir. Gerçekte , yaşayan halklar arasında herhangi bir sorun yoktur. Bunu siz , hikayelerinizde gayet güzel vurgulamışsınız. Toplumu yönetme durumundaki bazı insanların, hırs ve cehaletleri maalesef savaşlara neden olabilmektedir.Sonuç olarak toplumlar ne kadar eğitimli olurlarsa , barış ve huzur ortamı o toplumlara o kadar yakın olur. Çok uzattım kusuruma bakmayın. Siz bana eleştirilerinizi bekliyorum demiştiniz. Ancak şunu belirtmeliyim ki , sizin gibi araştırmacı bir hocamı eleştirmek haddime değildir diye düşünüyorum. Tekrar teşekkür ediyor, emeklerinize sağlık diyorum.Sevgi ve saygıyla selamlarımı gönderiyorum.
Gülay Zübeyde YALÇIN Gülay Zübeyde YALÇIN - DİDİM - Nisan 28, 2021 at 12:29 am:
Bir Mübadil ailenin torunu ,evladı olan kökdaşımız yazar Firdevs Tuncay, kaleminize yüreğinize sağlık. Kalbim Rumeli'de Kaldı kitabınızı bir çırpıda okudum. Bu kitapta yazarımız atalarının, ailesinin mübadele yıllarında hatıralarını anlatarak tüm mübadillerin çektikleri acılarını,üzüntülerini, sevdalarını, geride bıraktıkları taşınmazlarını ve hasretlerini, sıfırdan başlayarak yeniden kendilerine yuva kurma zorluklarını, geldileri yere alışma sürecini akıcı bir dille yazmıştır. Hasret kaldıkları topraklara tekrar gidip göremeden bu dünyadan göçenlerin öyküleri... Duygulanarak okudum. Ben de 3. kuşak bir mübadil torunuyum. Yıllarca ninemden, dedemden dinlediğim mübadele, mübadil öyküleri gibi hepsi birbirine benzeyen hasret, özlem, hüzün dolu öyküler. Herkesin severek okuyacağına inanıyorum. Yazarımız Firdevs TUNCAY'A bu güzel eserle bizi tanıştırdığı için çok teşekkür ederim.
Kemal VATAN Kemal VATAN - İzmir - Nisan 25, 2021 at 4:32 pm:
"Kalbim Anadolu'da Kaldı"kitabınız da harika. Kutluyorum sizi. Anlatımınız, kaleminiz çok güçlü. İnşallah Allah sağlık esenlik vermeye devam eder ve araştırmalarınız kitaplaşarak okuyucularınız ile buluşur. İnsanlar okusun-bilgilensin. Dikili'den çok selâm.
özkan Güneyoğlu özkan Güneyoğlu - Samsun - Nisan 23, 2021 at 6:34 pm:
Değerli edebiyatçı yazar Firdevs TUNÇAY Hanım, Ocak 2021 de okurlarına sunduğu “HASRETİN ÇOCUKLARI” adlı kitabında gerçekten ismi ile müsemma bir eser yaratmış. Okuma şansı elde ettiğim bu son kitabında eski topraklarımızdan mübadele ve muhacirlik yaşayarak ayrılan ailelerin 1. Ve 2.kuşak fertleri tarafından anlatılan gerçek öyküleri dinleyerek , yaşanan acı, sıkıntı ,mutsuzlukları ve sonraki yaşamlara yansımalarını kaleme almıştır. Firdevs Hanım’ın anılarını taze tutmayı başarmış güçlü hafızası olan aileleri bulması, bu 7 aile fertleri yaşarlarken öykülerini dinleyip kaleme alması mübadele literatürü için büyük bir şanstır. Öncelikle bu araştırması için kendisini kutluyorum. Kitabında değerli insanlar; Anadolu Mitoloji Dünyası’nın usta ismi,araştırmacı gazeteci Prof. Şadan GÖKOVALI ve Türk Edebiyatı’nın “Yediveren Gülü” yazar Kemal YALÇIN’dan bahsetmesi ile de büyük nezaket ve vefa örneği sergilemişlerdir. Ayrıca, kitabın son bölümünde Efes Selçuk’un tanıtımı ve Efes Müzesi’ni biricik Torunu 4 kuşak Muhacir Diego Demir eşliğinde ziyaretlerine yer vermesi, Firdevs Hanım adeta bu ziyarette bizleri de içine çeken bir anlatım sağlamış, kitaba ayrı bir renk katmışlardır. Yaşadığı topraklara, muhacir insanların anısına görevini fazlasıyla yapan Firdevs TUNCAY Hanım’ı bu değerli kitabı için kutluyor, bizlere sunduğu için sonsuz teşekkürler ediyorum. Umarım tüm kitapları ve özellikle bu son kitabı diğer dillere de çevrilerek daha fazla okunması sağlanır. Bu konuda biricik torunun görev alacağına inancım oluşmuştur.
Ömer ÇAM Ömer ÇAM - İzmir - Nisan 8, 2021 at 1:11 am:
3 kitabınızı da bir solukta okudum.3.okuduğum kitabı bu gece bitirdim. Okurken bambaşka dünyalara daldım, içimdeki boşluk dolmaya başladı, Buca ve Şirince sokaklarında gezerken, rum evlerini izlerken bir mucize olsa geçmişte bu evlerde yaşayan insanların yaşamlarını film gibi izleyebilseydim der ,mümkün olamıyacağını düşünüp için acırdı.Acaip duygulara bürünürdüm. Bunu anlatmam mümkün değil. Şimdi o dileğim sanki gerçekleşti.Resmettigim evlerin içindeki yaşamları biliyorum, görüyorum,izliyorum.Okudukça kendimi o zaman diliminde hiçbirşey değişmemiş ,tüm o insanları o evlerin içinde gördüm.gördüklerimi anlatmaya sayfalar yetmez gibi geliyor bana.Bu yüzden resimlerini yapacağım) benimde anlatım dillim bu:))))H em huzurluyum hem mutlu çok teşekkür ederim iyiki yazmışsınız, iyiki bana bu zaman yolculuğunu yasattiniz, umarım birgün bunları daha geniş konuşma imkanımız olur belkide benim sergimde 😪😪😪😪😪[/li]
Sefer Güvenç Sefer Güvenç - İstanbul - Nisan 5, 2021 at 1:31 pm:
“Firdevs Tunçay’dan LMV Genel Sekreteri Güvenç’e; “Söz uçar, yazı kalır” içten saygı ve sevgilerimle… 22.03.2021 Eğitmen – Yazar Firdevs Tunçay” imzalı “Hasretin Çocukları-” kitabını kargodan aldığımda çok mutlu oldum. Kitabı adıma imzalayıp gönderme inceliği gösterdiği için kendisine içtenlikle teşekkür ediyorum. Kitabı bir solukta okudum. Güzel bir Türkçe ile kaleme alınmış, hasret dolu, duygu yüklü gerçek göç ve yaşam öyküleri. “Hasretin Çocukları - Makedonya ve Rumeli Muhacirlerinin Gerçek Öyküleri” kitabı, yazarın “Kalbim Rumeli’de Kaldı” ve “Kalbim Anadolu’da Kaldı” kitaplarının ardından gelen 3. çalışması. Firdevs Tunçay, Lozan Mübadilleri Vakfının Ege Bölge Temsilciliği onur üyesi. “Kalbim Rumeli’de Kaldı” kitabında yer alan “Kavalalı Ayşe Hanım”, “Pembe Sandunya”, “İskeçeli Halil Ağa” adlı öyküler ilk kez Lozan Mübadilleri Vakfı yayınlarından 2013 yılında çıkan “Hasretin İki Yakası-Mübadil Aile Öyküleri” kitabında yayımlanmıştı. Firdevs Tunçay’ın yeni kitabı “ Hasretin Çocukları”nda; Makedonya göçmenlerinin II.Dünya Savaşı sırasında çektikleri sıkıntıları, acıları okuyunca Türkiye’nin bu kirli paylaşım savaşının dışında kalmasını sağlayan dönemin yöneticilerine şükran duyuyorsunuz. Kitabın önemli bir özelliği de kültürel miras konusuna yer vermesi. Şirince’de mübadeleden kalan bir çeşme ile yapılan sohbet etkiledi beni. Şirince, Ayasuluk, Selçuk ve Efes’in kültürel hazinesinin yer aldığı bölümler tam bir kültür şöleni sunuyor okuyucuya. Firdevs Tunçay’ın torunu Demir ile Efes Müzesini ziyaret bölümü çok etkileyici. “Yunuslu Eros Söylencesi” bölümünü okurken Karşıyaka Lisesi Felsefe ve Sosyoloji öğretmenimiz Nahit Ülvi Akgün’ün, Firdevs Tunçay’ın da öğretmeni olduğunu öğrenmem benim için büyük bir sürpriz ve mutluluk oldu. Değerli öğretmenimizin kitapta yer alan “Yunus Balığı ve Hermiyas” adlı şiirini okuyarak kendisini saygı, özlem ve bize aktardığı insani değerler için şükranla anmış oldum. Nice başarılara Firdevs Tunçay..04.04.2021 Sefer Güvenç
Ayhan DAYAN Ayhan DAYAN - İzmir-Ödemiş - Mart 22, 2021 at 2:47 pm:
Mübadil bir anne babanın çocuğu olarak Ödemiş’te doğan ve halen İzmir’de yaşayan emekli Edebiyat Öğretmeni Sayın Firdevs Tunçay ‘Kalbim Rumeli’de Kaldı’, ‘Kalbim Anadolu’da Kaldı’ isimli iki kitabından sonra yine içeriği benzer bir kitap olan ‘Hasretin Çocukları’ ile karşımızda. Belki de geç başladığı yazın yaşamını bu el emeği, göz nuru, acıların imbiğinden süzülerek yapıtlaştırdığı kitap kokulu üç yavrusunun anlatılmaz gururunu ve heyecanını yaşıyordur, biliyorum. Kendisiyle birkaç kez karşılaştık. İlki 2016’da benim de ‘Uzak Dağ Çiçekleri’ isimli kitabımla katıldığım İzmir TÜYAP Kitap Fuarındaydı, ikincisi ise üç yıl kadar önce Ödemiş Lisesi mezunlarının eski lise, yeni Ödemiş Ortaokulu bahçesinde düzenlediği etkinlikte... Arada yine uzun süreli telefon görüşmelerimiz de oldu. Bu arada ikinci yaptı ‘Kalbim Anadolu’da Kaldı’ isimli kitabının girişindeki tanıtım yazısını yazmak bana kısmet oldu. Firdevs Tunçay içi insan sevgisiyle dolu, cıvıl cıvıl, vefa yüklü, çok değerli bir kişilik. Yukarıda yazın yaşamına geç başladığını belirttim ama demek ki kafasında ‘Bir gün gelir, mübadillere ben de naçizane vefa borcumu öderim.’ düşüncesiyle bir şeyler yer etmiş olmalı ki geç de olsa pek çoğu bire bir gerçeği yansıtan kitaplarını okurlarıyla paylaşma fırsatı sunmuş oldu. Yıllar önce, üç ciltlik ‘Öğretmen Benisa’ isimli kitabı sayesinde Köy Enstitülü kadın yazar Huriye Saraç ile tanışmış ve kendisine de ‘Niye bu kadar geciktiniz’ sorusunu yöneltmiştim haklı olarak. Yazın dünyası öyle bir dünya işte. Bazıları genç yaşta başladıkları üretkenliğini çok sayıda yapıt ortaya koyarak değerlendiriyor, bazıları da geç yaşlarda bir ya da iki yapıtla kalıyor ve ne yazık ki belki de daha pek çok güzel yapıttan bizleri mahrum ediyorlar, tıpkı yaşamı boyunca tek şiir kitabıyla kalan ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’in ozanı, büyük usta Ahmet Arif gibi. Bu arada Sakın yanlış anlaşılmasın, geç kaldıklarına ya da bir iki yapıtla yetinmelerine sitemim bizleri belki de üretecekleri daha başka nice yapıtlarından mahrum bırakmalarınadır. Gelelim asıl konumuza, Sayın Firdevs Tunçay’a ve son yapıtına. Bu değerli yapıt tıpkı öncekiler gibi okurken insanı müthiş bir duygu sağanağında bırakıyor. Hüzün ve gurur tüm insani duygularla sarıyor tepeden tırnağa insanın tüm bedenini. Yüksek bir empatide yaşıyorsunuz olanları. Bunu etkin biçimde yaşamamızın elbette en önemli nedenlerinin başında hiç şüphesiz Firdevs Tunçay’ın o sımsıcak, içten, samimi dili geliyor. Zaten öyle değil midir, en güzel, en ilginç bir olay dille yere de batar zirve de yapar. Bu bağlamda Sayın Tunçay’ın dili, zaten kendisini yakından da tanıdığım için doğrudan o güzel, mükemmel kişiliğinin de doğrudan ve katışıksız yansıması gibi sanki. Hasretin Çocukları’nda en önemli tarafların başında öykülerin bire bir gerçek yaşamlardan alınması geliyor. Yazarın gerçek yaşanmışlıkları derleyerek kaleme alma konusunda verdiği emek ayrıca takdir edilmesi gereken bir yönü. Kitabın önsözünü de yazar yine kendi hazırlamış. Bu girişi okumadan öykülere geçmeyin derim. Burada bile o kadar güzel, duygusal ve anlamlı ifadeler var ki insanı tümüyle hüzünlü bir gurur kaplıyor. Önsözünün sonlarında yer alan şu ifade ne kadar anlamlı: “Hasretin Çocukları, büyük acının, hasretin, vefanın, dostluğun, barışın, umudun ve insan sevgisinin kahramanlarıdır. Kitabımdaki tüm anı öyküler bu duyarlılıkta yazılmıştır. Göç ile arada kalan eşik; insanları yaşadıkları yerlerinden, malından mülkünden, dostundan sevdiğinden, kokladığı çiçeğinden bile koparıp ayırmıştı. Eşiğin ardında ise yalnızlık ve hüzün vardı. Muhacirler hep eşikte kaldılar. Ne geri dönebildiler ne buralı oldular. Onlara düşen yarım kalan hayatlardı sadece…” Kitabın girişinde de Atatürk’ün konuyla ilgili önemli bir sözü bulunuyor: “Muhacirler kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatıralarıdır.” Kitabın arka kapak sayfasına yine mübadil yapıtları bulunan bir başka mübadil torunu Sayın Kemal Yalçın güzel ifadelere yer vermiş. Bunlardan bir bölümü aynen şu şekilde: “Günümüzde on milyon kadar Makedonya ve Rumeli kökenli muhacir ve mübadil evladı Türkiye’de yaşamaktadır. Yazar Firdevs Tunçay onlardan biridir. Okyanusta bir damladır fakat içinde okyanusu taşımakta, kalbinde, gönlünde muhacirlerin hayatlarından renkli hatıralar, derin izler dalgalanmaktadır. Firdevs Tunçay mübadele ve muhacir edebiyatında önemli kalemdir. Hasretin Çocukları adlı bu üçüncü kitabında kalbimizin bir parçası, Anadolu’nun zenginliği olan Makedonya ve Rumeli muhacirlerinin gerçek öykülerini anlatmaktadır. Ayrıca Anadolu’daki kültürel mirasın sembollerinden biri olan Efes’i ve Efes Müzesi’ni mitolojik özellikleriyle de anlatmaktadır. Hasretin Çocukları da Firdevs Tunçay’ın diğer kitapları gibi canlı tarihin sesleri, hasretleri, umutlarıdır.” Hasretin Çocukları mübadele döneminin her türlü acılarını ve hüzünlerini yaşayan torunlarının dilinden tarihe önemli birer belge olarak düşecek. Sayın Kemal Yalçın’ın bu ifadelerine katılmamak elde değil. 278 sayfalık Hasretin Çocukları içerik olarak iki genel bölümde ele alınmış. Ay Yıldızlı Bayrağa Yolculuk, Gönü Kuşu Uçar Sılaya Doğru, Kırk Kiliseden Şirince’ye, Dağdaki Efes, Dedebal Öyküsü (1), Dedebal Öyküsü (2), İskeçe Hanımefendisi başlıklı yaşanmış gerçek hikâyelerden oluşan ilk bölüm Makedonya ve Rumeli Mücahirleri; Tanrıça Kenti: Efes Selçuk, Selçuk’ta Çiçeklenen Anılar, Anneanne Torun Efes Müzesi’nde, Anılardan Kalanlar ise Efes Selçuk’tan Esintiler bölümünde yer alıyor. İstanbul Matsis Matbaa’da yılın ilk ayında basılan kitabını yazar, merhum anne ve babasıyla, biricik torunu Diego Demir Cespedosa Tunçay’a ithaf etmiş. Konunun içinde yaşayan biri olarak şunun önemle belirteyim ki yoğun emekler vererek ortaya çıkardığınız her bir kitap ölümsüzlüğe atılan dev bir adımdır. Çivisi çıkan dünyaya yeniden, sağlam bir çivi çakmaktır her kitap. Yazarları zaman gelip bu dünyadan göçüp gitseler de onların sonsuza kadar yaşama nedenleridir. Sayın Firdevs Tunçay’ın “Hasretin Çocukları” da bunların en son okuyucusuyla buluşanlarından. İyi varsınız sevgili Tunçay. Emeğinize, yüreğinize, kaleminize sağlık… (Ayhan DAYAN-Ödemiş Kent Gazetesi-18.03.2021)
BEYHAN YASLIDAĞ BEYHAN YASLIDAĞ - İstanbul - Mart 19, 2021 at 12:24 pm:
Değerli Firdevs Tunçay Hocam; “KALBİM RUMELİ’DE KALDI”, “KALBİM ANADOLU’DA KALDI” VE “HASRETİN ÇOCUKLARI” Tüm birbirinden özel ve güzel eserlerinizi neredeyse bir solukta okudum.Çok etkilendim . Ellerinize , emeğinize yüreğinize sağlık.Mübadele, Balkanlar, 6-7 Eylül Olayları , Srebrenitsa Katliamı…. özel ilgi alanlarım olduğundan sayısız kitap okuyup araştırmayı incelediğimden dolayı konular hakkında haddim olmayarak azda olsa bilgi sahibi olduğumu düşündüğümden tamamı doğru bilgiler kapsamında anlatılan eserleriniz benim için çok değerli bir hale geldi. Balkan’larda ve Ege’de gezerken buraların toprağının herbir karışında bizler varız dediğimiz yerlere vatan diyerek daha sonra oralardan ayrılıp yeni bilinmezlerde kendilerine yer edinmeye çalışan insanlarımızı unutmamamız , onların çektikleri sıkıntıları acıları hasretleri bilmemiz ve anlamamız ne kadar önemli.Sırasında bir evden başka eve taşınırken bile sıkıntı ,kaygı ,endişe içinde olabiliyorken o güzel insanlar şehir değil, köy değil, mahalle değil vatan değiştirdiler hemde ne büyük acılarla, kayıplarla ve sıkıntılarla…Onlara, anılarına, yaşanmışlıklara, hasretlere sahip çıkmak yada sahip çıkabilmeye çalışmak ne kadar güzel. Siz kitaplarınızda tüm bu yaşanmışlıkları anlatmışsınız…Ben ne diyebilirimki bu eserler karşısında.Sadece elinize , emeğinize yüreğinize sağlık….Daha nice eserlerinizi okumayı dilerim. Birde kitaplarınızı almak istediğimi mailinize ilettikten bir saat sonra benden adres isteyerek ertesi gün çok değerli imzalarınız ile kitaplarınızı iletmenize gerçekten çok teşekkür ediyorum.Benim için çok güzel sizin imzalı kitaplarınız her zaman kütüphanemde en güzel yerde duracaklar.”Köktaşım” diye hitap ettiğiniz değerli mailleriniz içinde ayrıca sonsuz teşekkürler…. Saygılarımla Beyhan Yaslıdağ 19 Mart 2021
Şükriye Kuyucu Şükriye Kuyucu - İZMİR ve MUĞLA (DATÇA) - Mart 10, 2021 at 10:44 am:
Sayın Firdevs hanımcım" Kalbim Anadolu da Kaldı" kitabınızda ki Rum mubadillerin Türkiye aşkı ve Türk bayrağını gördükleri andaki duyguları beni çok ağlattı.Onlarla ilgili anıları hiç kimse anlatmamıştı,onlarında aynı duyguları yaşamasını kaleme aldığınız için çok teşekkür ederim.İki ülke halkı birbirini seviyor ama politikacılar arayı bozuyor.Atina da Rum la evli olan arkadaşımın kızına ziyarete gittigim zaman kesinlikle Sweet Melek kafeye gidip sizin öykünüz deki insanlarla o duyguları paylasıcam.Dedigim gibi Allah kimseyi vatanından koparmasın
Şükriye Kuyucu Şükriye Kuyucu - İZMİR ve MUĞLA (DATÇA) - Mart 10, 2021 at 10:28 am:
Merhaba Firdevs hanımcım.Bir mübadil olmamama, mübadele öykülerini içimi çok acıtmasına rağmen okuyorum.Sizin ailenizin ve diğer mübadilleri yaşadığı o acılar beni çok ağlattı.İnsanların doğup büyüdüğü topraklardan kopması ve bir daha geri dönememesi gerçekten çok üzücü.Bu acı hem Rumeliden Anadolu ya hem de Anadolu dan Rumeli ye göc edenlerin tümünün acısı.Beni o anılara yürekten götüren ve beni gerçek oykuleriyle ağlatan Sayın Firdevs Tunçay a kalemine sağlık diyorum.Allah kimseyi vatanından koparmasın
Gümrah kahraman Gümrah kahraman - Samsun - Mart 9, 2021 at 6:39 pm:
Merhaba Firdevs hanım hasretin çocukları kitabını okudum. Mübadilin ne olduğunu öğrendim ben rumeliden göç edenlerin hepsini muhacir biliyordum ayrıca çok akıcı bir dille yazmışsınız zevkle okudum çok üzüldüğüm satırlar oldu Allah o günleri bir daha kimsalere yaşatmasın ayrıca kitap için çok teşekkür ederim selam ve sevgiler hoşça kalın
Kemal VATAN Kemal VATAN - İzmir - Mart 2, 2021 at 10:45 am:
Sayın Firdevs TUNCAY, Akıcı bilgi-duygu dolu harika "Hasretin Çocukları" kitabınızı birçok yerinde (özellikle 45 ve 168 nci sayfalarda) ağlayarak okudum. Hatta leyleklerle ilgili bilgi sahibi oldum. Elinize, kaleminize, gönlnüze sağlık ve böylesi nice güzel eserlerinizi bekleriz. "Kalbim Rumeli'de kaldı" da güzeldi. Varsa"Kalbim Anadolu'da kaldı"yı da okumak isterim. Yanlış telaffuz edilen-kullanılan: Makedon Göçmeni-Yunan Türkü gibi ibareleri ve kasti yakıştırmalarla da karşılaşıyoruz. Bunları düzeltmeye çalışıyoruz ve reddediyoruz. Çok selâm.
Hüsnü Hüsnü - İzmir - Şubat 27, 2021 at 6:51 pm:
Merhaba Firdevs hanim Hasretin Çocuklari kitabinizi çok sevdim.Rumeli'de yaşayan atalarimiz hasretini acilarini mutluluklarini mükemmel anlatmissiniz.Babaannem Müştiyani çok özlerdi rum komşularini anlatirdi .Şirincede babam Veysel BAYRAKTAR'a rastlamaniz ve güzel esere katki sunmasina ayri sevindim.Onlar yaşayan tarihimiz anlattiklari çok değerli bir insanin doğup büyudugu yerden kopup hic tanimadigi bir yere gelip zorluklarla mucadelesi dedemin bana en büyuk nasihati okuyup adam olmamizdi.Neşberlik demiri bile eskitir derdi rahmetli dedem nur içinde yatsin atalarimiz.Bu güzel eser icin çok teşekkurler Firdevs hanim selamlar saygilar
Hayriye Hayriye - Samsum - Ocak 31, 2021 at 5:17 pm:
Köktasim ne güzel kelime tsk ederim.Kitaplarinizi okudum ve çok beğendim ellerinize gönlümüze sağlık ailenizi anlattığınız ve hemen hemen hepimizin hikayesi olanı duygulanarak okudum tsk ederim Hele aklım Anadoluda kaldı beni çok etkiledi çok kültürlü olmaları çok önem vermeleri ve bizlerle aynı özlemi duymalarını ve anna rodi ve diğerlerin hikayelerini aglayarak okudum çok üzüldüm.Her iki tarafinda kardeşce duygular beslemesi çok hoşuma gitti.Bu kitabı okuyana kadar onlar tarafından hiç bakmamıştım mübadele size çok tsk ediyorum saygılar ve selamlar diliyorum Hayriye Ergel
Gül Ayşe Aydemir Yaldız Gül Ayşe Aydemir Yaldız - Balıkesir/ Bandırma - Ocak 14, 2021 at 3:48 pm:
Sevgili Arkadaşlarım, Bugün kitapla ilgili duygu ve düşüncelerimi anlatırken ses düzenimin azizliğine uğradım. Yazıp paylaşma seçeneği imdadıma yetişti, diyor ve devam ediyorum. "Mübadil olmak çok zor, onu çeken bilir," diyor bizim Kapıdağlı Fatma Nine. İnsan değiş-tokuşudur 'Mübadele,' diğer bir adıyla 'Andalayı.' 20. yy'ın başında kaynamaya başlayan Balkanlar bir daha durulmamış; acıları, ayrılıkları ve ölümleri getirmiştir her iki ülkenin insanlarına... Ve bu anıların yitip gitmesine izin vermeyen Firdevs Hanım'ı candan kutluyorum. Sıcacık ve samimi bir dille yazılan iki kitabınızı da keyifle okudum. Kadın duyarlılığının ağır bastığı cümleleriniz ve akıcı üslubunuz beni çok etkiledi. Gül, lavanta, nane, ama ille de 'sardunya' hem de tüm renkleriyle... Rum komşusunun, memleketinden ayrılırken ıslak beze sararak kendisine verdiği dal ve bir avuç memleket toprağı... Sardunya, özlem ve umut timsali bence. Duyguların ağır bastığı doğa betimleri çok içten ve güzeldi. Filibe, Karlıova gülleri, Nefise Hanım ve kızı Mutena'nın diliyle, "O mis gibi yağlı gül kokularını biz hiç unutur muyuz?" Ne güzel söyleyişler... "Türkler ve Rumlar bir çekirdeğe tutunan ikiz kiraz gibiydiler," cümlesine bayıldım. Yaşanılan yerin insanlarıyla o yerin doğası çok güzel birleştirilmiş, "İki iri üzüm tanesi gözler" deki gibi benzetmelerde, çok da hoş olmuş. Her iki kitapta da komşuluk ilişkileri birbirine benziyor. Dostluk, iyilik, barış ve paylaşım kokan onlarca cümlede hep bu duygular var. İskeçe ve Kavala'da evlerin bahçelerindeki 'Kapıcık'lar bunun en güzel örneği. İyi günde de kötü günde de ne güzel kullanıyorlar Rum komşularıyla kapıcıkları. Mübadelede çekilen maddi ve manevi sıkıntılar; yokluklar, acılar, ayrılıklar ve ölümler... Ben mübadil bir aileden gelmememe rağmen, kitaplar beni içine çekiverdi. Yazar Firdevs Hanım, "Tarihin yaşarken değil, yazarken öğrenileceğini fark ettim," diyor ve tam işte o noktada, ben de ona katıldığımı belirtmek istiyorum. Her iki kitapta da, mübadele sonucu yerleşilen yerlerde güvenlik konusunda sorun yok, ama yerli halkla kaynaşma uzun zaman alıyor ve her iki taraf da hakarete varan söyleyişlerden dolayı çok inciniyor. Bunların arasında dil sorunu da cabası... İki eserde de ortak noktalar o kadar çok ki... Ayşe Hanım Kavala'yı unutamıyor; Fotis'in ailesi de Urla'yı. Kayseri mübadili Kriakos, "Memlekete döneceğiz nasıl olsa," diyor; İskeçeli Halil Ağa da aynı fikirde. Kültürlerini de unutmuyorlar, çocuklarına da unutturmuyorlar. Atina'da bir düğünde Keşkek ikram ediyorlar. Anna, yıllar sonra 'Andımız'ı eksiksiz okuyabiliyor Firdevs Hanım'a. "Her On Kasım'da, saat dokuzu beş geçe - dünyanın neresinde olursam olayım - saygı duruşunda bulunurum," demek az şey mi Türkiye'den giden bir mübadil için?.. "Eleğimsağmanın ( gök kuşağı) yedi rengi gibiydi adamız," diyen Jordan, Heybeli'deki günlerini hiç unutamadı. Ailesinin yaşamını bu kadar güzel - bazen de acılarla dolu - ayrıntılarla veren Firdevs Hanım'ı Atina'daki araştırmalarından dolayı ayrıca kutluyor, DNA'sından geçen özgüvenini de takdir ediyorum. "Kalbim Rumeli'de Kaldı" ve "Kalbim Anadolu'da Kaldı," isimli eserlerde yer adları, Urla, Kayseri, Manisa - Drama, Selanik, Kavala... Kişi adları da, Ayşe, Halil - Yorgo, Mariya ile değiştirilse hiçbir şey fark etmez... Duygular aynı, özlemler ve çekilen acılar aynı, tıpatıp aynı, diye düşünüyorum. Büyükadalı Naki Bey'in annesi,"Getirin o günleri, yakalım bu günleri." diyor. Ben de geçmiş, geçmişte kaldı; biz ileriye, barış dolu güzel günlere bakalım, "Yurtta sulh cihanda sulh," diyerek ve ekleyelim yine Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün sözünü, "Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir." Sevgili branştaşım, sizi tebrik ediyor, "Hasretin Çocukları" isimli yeni çıkacak olan kitabınızı dört gözle bekliyorum. Emeğinize, yüreğinize sağlık.
Hülya Bilge Hülya Bilge - İstanbul - Ocak 11, 2021 at 8:33 pm:
Okudukça etkisi derinleşen, her karakter bir roman kahramanı, her hayat öyküsü bir roman olacak kadar kıymetli hikâyeler var her iki kitapta da.. Dilerim kaleme, sözcüklere ve mübadil hikâyelere sevdalı okurlarınız bol olsun Firdevs Hanım. Ve ilham alıp yeni kitaplara yelken açsınlar sizin kitaplarınız aracılığıyla.. İyi ki benim de yolum kesişti kitaplarınızla.. Duyarlı ve hassas kaleminizle.. Ve Anadolu ile Rumeli arasında aşkla gidip gelen yüreğinizle.. Heyecanınız ve anlatacaklarınız dilerim hiç bitmesin..
Özden Manya Özden Manya - Ankara - Ocak 5, 2021 at 9:59 am:
Firdevs Hanım 'ın "Kalbim Rumeli de kaldı" kitabından sonra "Kalbim Anadolu da kaldı" isimli kitabını ben de okudum.Kalbi Rumeli kalanların acıları ve hüzünlerinde olduğu gibi, kalbi Anadolu'da kalanların acılarınında bire bir aynı olduğunu gerçek yaşam örnekleri ile kaleme alınan güzel satırlarda okudum. Içim sızladı. 😔 Acının ve duygunun dili,dini,cinsiyeti ve milliyeti yok ki.😥 Yüreğinize ve kaleminize sağlık Firdevs Hanım. Yüreğinizin gücü daim olsun.🙏